2018-07-16 01:30:20

Orhan Pamuk külliyatı geliyor

Orhan Pamuk'un bütün eserlerinin ilk cildi adıyla Turgenyev'in edebiyatta kuşaklararası ilişkileri işleyişe yepyeni bir boyut kazandıran romanı Babalar ve Oğulları da selamlıyor.

Edebiyatın klasikleşmiş adlarının bütün eserlerini okurla tek ya da birkaç ciltte buluşturan Yapı Kredi Yayınları'nın Delta dizisi, Orhan Pamuk külliyatının ilk cildiyle okur önünde.

Orhan Pamuk külliyatı geliyor ile ilgili görsel sonucu

Turgenyev'in edebiyatta kuşaklararası ilişkileri işleyişe yepyeni bir boyut kazandıran romanı Babalar ve Oğulları adıyla da selamlayan "Babalar, Analar ve Oğullar" cildinde Orhan Pamuk'un aile ve kuşaklararası ilişkiler konularını Türkiye tarihi ile iç içe ele alan ilk iki romanı "Cevdet Bey ve Oğulları" ve "Sessiz Ev" in yanı sıra konunun bir ilk aşk deneyimi çerçevesinde Batı-Doğu kültür tarihlerinin psikolojik kuyularına dek inen son romanı "Kırmızı Saçlı Kadın" da yer alıyor.

"Babalar, Analar ve Oğullar" cildi hem yeni hem de Pamuk romanlarını yeniden okuyacak meraklı okurları için tüm romanların Dizin maddeleriyle farklı bir okuma deneyimi ve kolaylık sağlamanın yanı sıra ilk iki romanın sonunda Pamuk'la yapılmış söyleşilerden daha önceki kitaplarında yer alan seçilmiş bölümlere de yer veriyor.

Cildin bu açıdan farklılıklarından biriyse, Pamuk'un kendisine "Kırmızı Saçlı Kadın" çerçevesinde basında en çok sorulan sorulara verdiği cevaplara ekledikleriyle oluşturduğu kapsamlı Sonsöz-söyleşi…

Söyleşi, şu soru ve cevapla başlıyor:

Kırmızı Saçlı Kadın ile ilk romanlarınız Cevdet Bey ve Oğulları ve Sessiz Ev arasında bir koşutluk var.

"Bir kapalılık duygusu; sorunların, duyguların yeni kuşaklarda tekrarlandığı hissi bende vardır. Aile ve kuşak romanları! Ben ilk başta Kırmızı Saçlı Kadın ve Sessiz Ev arasında bir ilişki görüyorum. İdealist bir baba-büyükbaba... İkinci kuşakta suçluluk duyguları hâkim... Üçüncü kuşakta da büyükbabanın ideallerinin gerçekleşmediğini yolunu kaybetmiş, öfkeli bir gençten anlıyoruz. Her iki romanda bu gençler Batılılaşma ve Batı karşıtı duygular taşıyor. Onların öfkeli konuşmalarından, iç monologlarından o günlerin (Sessiz Ev'de 1970'lerin, Kırmızı Saçlı Kadın'da kırk yıl sonra 2010'ların) öfk eli, muhafazakâr, Batı karşıtı siyasi partilerinin, cemaatlerin, gazetelerin sesini duyuyoruz. Öte yandan bu gençler bir anlamda modern bireyler. Büyük şehrin gölgesinde, içinde yaşıyorlar; kayıplar belki bir anlamda. Bu da modernlik ile Batılılaşma farkını biraz düşünmeme, bu konuların üzerinde kafa yormama imkân tanıyor. Modern ve yalnız bireyin Batılılaşma'ya karşı olması... Ya da Batılılaşmış, modern ve iddialı kişinin, aynı zamanda aşırı muhafazakâr tutumlar benimsemesi... Bu konuların, bu karmaşık ve çelişkili durumların üzerinde durmayı seviyorum. Ama unutmayalım. Bu sosyolojik düşünceler ilk başta biraz dumanlı. Yazarken konuya, hikâyeye kaptırıyorum kendimi."